Sedir Adası

Sedir Adası (eskiden Sideyri) Kerme Körfezi'nde (Gökova Körfezi) bulunan görülmeğe değer güzellikte, antik kalıntılarla dolu üçlü bir ada grubunun en büyüğüdür. Antik çağdaki ismi Kedrae veya Cedrae olup, adada bu dönemden kalma kalıntılar bulunmaktadır.
Mark Anthonius ve Kleopatra'nın büyük aşk yaşadıkları, altın rengi kumsalların içinde, Roma Çağı'ndan kalma harabeler ve at nalı şeklindeki antik tiyatronun bulunduğu Sedir Adası, Mavi yolculuğun önemli duraklarından biri. Körfezdeki Sedir Adası antik Kedrai antik kenti ve ünlü Kleopatra Plajı ile tanınıyor. Kedrai bir Karia kentiydi, sonra Rodos'a bağlandı. Kedrai "sedirler" (sedir ağacı) anlamına geliyor. Rodos Karşıyakası'nın en önemli yerleşimlerinden biri olan Kedrai, surlarla kuşatılmıştı. Kule ve duvarları kıyıda izlenebilen kentin orta kesiminde Dor düzenindeki Apollon tapınağından bugüne ancak temelleri ulaşabilmiş. Agora, çeşitli yapı kalıntıları ve kent nekropolünün yanısıra, adanın doğu kesiminde yüzü kuzeye bakan ve oldukça iyi durumda tiyatrosu var.
Anadolu sahillerinin birçok yerinde Kleopatra'ya ilişkin efsaneler ve adlandırmalar vardır. Kraliçe ve sevgilisi Romalı komutan Antonius'un Anadolu kıyılarına geldikleri biliniyor. Ama bu adaya gelip gelmedikleri meçhul. Adanın altın sarısı kumlarına yakıştırılan bir efsane anlatıla gelmiş. Kleopatra ile Antonius'un adada buluşmaları için Mısır'dan gemilerle getirildiği söyleniyor. Aslında bu kumlar, özel biçimde oluşan kalker damlacıklarıdır ve Ege ve Akdeniz'de Sedir dışında sadece Girit Adası'nda görülür. Minik boncuklara benzeyen kumlar ateşe tutulduğunda yanıyor. Buna rağmen, Kleopatra plajının altın sarısı kumu ve mavinin farklı tonlarını bir arada yansıtan denizi ile ziyaretçileri, ilgisini çekmeyi sürdürüyor.
Tarihsel gelişmesini M.Ö. 6. yüzyıldan başlayarak izleyebildiğimiz Kedrae, Karya'nın önemli kentlerinden biriydi. Bazı kaynaklara göre Karya kral aileleri yazlarını bu adada geçirirlerdi. Daha sonraki yüzyıllarda bu adayı Rodos Peria'sının (karşı yakasının) önemli kasabalarından biri olarak görüyoruz. M.Ö. 454- M.Ö. 428 yıllarında Karya birliğine katılan Kedrae daha sonra Attika-Delos Deniz Birliği'ne girmiştir. Ada bu birliğe önceleri yılda 3 bin, daha sonra 2 bin drahmi aidat ödüyordu. Marmaris'lilerin Sedir Adası dedikleri bu adanın ilk çağlardaki adının Cedrae olduğu bilinmektedir. Kelimenin kökü büyük boylara erişen bir ağaç türü olan Cedrus'tur (sedir ağacı) ve yüzyıllar öncesinde ada ve çevresi bu ağaçlarla kaplı olduğundan bu isim adaya yakıştırılmış olabilir. Fakat günümüzde ne adada, ne de çevresinde bu sedirlerden eser kalmamıştır. Bugün ada makilerle, zeytin ve çam ağaçlarıyla kaplıdır. Resmi hazine kayıtlarında Şehroğlu Adası veya Şehroğlan Adası olarak geçer. Halikarnas Balıkçısı bu adaya Gülen adını koymuştur. Kleopatra Adası, Şiir Adası, Aşk Adası, Balayı Adası adını yakıştıranlar da vardır. Bunlar hep adanın tarih ve güzelliğinden kaynaklanmaktadır.
Adanın altın sarısı kumlarından öykülenen Kleopatra ile ilintili anlatım yalnızca abartılı turistik bir masaldır. En yaygın anlatılanı da Kraliçe Kleopatra ile sevgilisi Romalı Komutan Antonius'un adada buluşmaları için Mısır'dan gemilerle getirildiği şeklindedir. Adanın kuzey kıyısındaki kumlar, özel biçimde oluşan kalker damlacıklarıdır. Zeytin ağaçlarıyla kaplı adanın kumsalı tek kelimeyle muhteşem. Oolotik adı verilen kendine has kumu ve turkuazdan laciverte uzanan benzersiz denizi; adayı gerçekten özel kılıyor. Adanın kuzeybatı yanındaki küçük koyda halk arasında Kleopatra'nın yüzdüğü rivayet edilen ilginç bir plaj var.

Zaman akıyor ne bekliyorsun!